Hz. Muhammed’ in Soyu ve Ailesi

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kureyş Kabilesi’nin köklü ailesi Haşimoğulları koluna mensuptur. Peygamberimizin (s.a.v.) soyu, Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail’in neslinden gelmektedir. Soyu, Adnânî Araplarına dayanan Resulullah (s.a.v.), Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’e(a.s.) ulaşan pak neslini bize haber vererek “Ben, Âdemoğullarının en hayırlı ve en temiz olanlarından devirden devire, aileden aileye geçerek nihayet içinde bulunduğum bu aileden vücuda getirildim!” sözleriyle nesebinin şerefli ve faziletli olduğuna işaret etmiştir.

Doğumu ve Çocukluğu

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 571 yılında 20 Nisan pazartesi gecesi, (Rebiülevvel ayının, 12. gecesi) Mekke’de, bir yetim olarak dünyaya geldi. . Doğduğu ev, Safâ Tepesi’nin hemen yanı başında Ebu Talib mahallesindeydi. Peygamberimizin (s.a.v.) doğumundan 55 gün önce “Fil Olayı” meydana gelmişti.  Annesi Âmine, doğumdan sonra Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi Abdülmuttalib’e torununun dünyaya geldiği müjdesini verdi. Bunun üzerine Abdülmuttalib, gelini Âmine’yi ziyaret ettiğinde Âmine ona hamile iken gördüğü bir rüyadan dolayı çocuğa “Ahmed” veya “Muhammed” ismini vermek istediğini Abdülmuttalib’e bildirdi. Abdülmuttalib büyük bir sevinçle çocuğu kucağına alarak Kâbe’ye götürdü. Allah’a (c.c.) şükretti ve çocuğa “Muhammed” ismini verdi. Abdülmuttalib, Mekke’de torunu adına ziyafet verdi. Torununa “Muhammed” ismini vermesinin sebebi sorulduğunda Abdülmuttalib, “Gökte Allah’ın, yeryüzünde halkın onu övmelerini istedim.” cevabını verdi.

Hz. Peygambere Peygamberliğin Verilmesi

Mekke, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’den(r.a.) sonra zaman içinde putperest inancının yayıldığı bir şehir hâline geldi. Hz. Peygamber, böyle bir şehirde doğmuş ve inkârcı bir toplum içinde yetişmişti. Hz Peygamber böyle bir toplumda yetişmiş olmasına rağmen hiçbir zaman putlara tapmamış, cahiliyenin çirkin âdetlerinden uzak kalmayı başarmıştı. Hz. Peygamber kötü alışkanlıklara sahip toplumundan uzaklaşmak ve ruhuna ağırlık veren sorulara cevap aramak için Mekke şehrinde bulunan Nur Dağı’ ndaki Hira Mağrası’nda inzivaya çekilmekteydi.  Sevgili Peygamberimiz, Hira’da bulunduğu zamanlarda olağanüstü hâller yaşamaya başladı. Bir bakıma bedenen ve ruhen vahye hazırlandığı bu dönemde sâdık (doğru) rüyalar görüyor ve bu rüyalar gün içinde aynen gerçekleşiyordu.

40 yaşındayken Miladi 610 yılı ramazan ayında, Kadir Gecesi’nde Hz. Muhammed Hira Mağarası’nda inziva hâlinde iken Cebrail (a.s.) vasıtasıyla Hz. Peygambere “Oku!” emri verildi. Hz. Peygamber Cebrail (a.s.)’ mı görünce korkmuştu. Vahiy meleğine “Ben okuma bilmem” diyordu. Cebrail (a.s.) “Oku!” emrini tekrarlıyordu fakat Hz. Peygamber “Ben okuma bilmem” diyordu. Cebrail (a.s.) üçüncü kez “Oku!” emrini tekrarladı ve Alak Suresi’ nin ilk beş ayeti inmiş oldu.

Hz. Muhammed’ in İsimleri

Hz. Peygamber’in en çok bilinen adı Muhammed’dir. Kur’an-ı Kerim’de dört yerde geçen bu isim “övgüye değer bütün güzellikleri ve iyilikleri kendinde toplayan kişi” anlamına gelir. Ahmed ise Peygamberimizin(s.a.v.) en çok kullanılan ikinci ismidir. “Allah’ı(c.c.) herkesten daha iyi ve çok öven, herkesten daha çok övülen” manalarına gelen Ahmed ismi Kur’an-ı Kerim’de bir yerde geçmektedir. Hz. Peygamber’in yaygın adlarından birisi de “seçilmiş” anlamında bir sıfat olan Mustafa’dır.